Önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, AKP’ye geçen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın bir gazeteye verdiği röportajda kendi dönemine yönelik eleştirilerine sosyal medya hesabından yanıt verdi.
Tugay’ın belediyeyi plansız, programsız ve sorunların biriktiği bir durumda devraldığı yönündeki sözlerine tepki gösteren Soyer, mevcut belediye yönetiminin mali tablosunu ve hizmetlerini eleştirdi.
“MADEM HER ŞEY GÜLLÜK GÜLİSTANLIK…”
Tugay’ın belediyenin bütçesini denkleştirdiğini, kadroyu toparladığını ve kurumu iyi bir duruma getirdiğini söylediğini hatırlatan Soyer, bu açıklamalarla AKP’ye geçiş kararı arasındaki çelişkiye dikkat çekti.
Soyer, “Madem öyle soruyorum, her şey bu kadar güllük gülistanlık ise AKP’ye geçmeye ne gerek vardı?” ifadelerini kullandı.
Belediye başkanlığı makamının asıl sahibinin seçmen olduğunu vurgulayan Soyer, siyasi parti değiştirmenin hukuken mümkün olduğunu ancak seçimde bir partiden alınan oylarla kazanılan makamın başka bir partiye taşınmasını doğru bulmadığını belirtti.
Soyer, Tugay’ın “Türkiye zaten AKP tarafından yönetiliyor” sözlerini de eleştirerek bunun İzmir’in siyasi geçmişini ve muhalefet anlayışını yansıtmadığını savundu.
“BELEDİYENİN BORCU 1 MİLYAR 200 MİLYON DOLAR OLMUŞ”
Belediyeyi 2019’da 590 milyon dolar borçla devraldığını, Nisan 2024’te ise 640 milyon dolar borçla devrettiğini belirten Soyer, Tugay yönetiminde borcun 1 milyar 200 milyon dolara yükseldiğini ileri sürdü.
Kendi dönemindeki bütçe gerçekleşme oranlarını ve asfaltlama çalışmalarını da hatırlatan Soyer, mevcut yönetimin belediye hizmetleri ve mali planlama konusundaki performansını eleştirdi.
Değerli dostlar,
Siyasi parti değiştirmek hukuken mümkündür. Fakat belediye başkanlığı için, bir siyasi parti çatısı altında alınan yüzbinlerce oyun yarışılan rakip partiye taşınması kişisel bir hak olarak kabul edilemez. Çünkü seçimle oturtulan makamın asıl sahibi seçmendir.…— Tunç Soyer (@tuncsoyer) October 18, 2026
Tunç Soyer’in sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şöyle:
“Belediye başkanlığı için bir siyasi parti çatısı altında alınan yüz binlerce oyun yarışılan rakip partiye taşınması kişisel bir hak olarak kabul edilemez. Çünkü seçimle oturtulan makamın asıl sahibi seçmendir. Başkan sadece temsil yetkisini devralmıştır. Vekalet hak sahibi gibi tasarruf etme imkânı vermez. Partinizden ayrılıyorsanız, partinizle aldığınız oylarla oturduğunuz makamdan da ayrılırsınız, emanete ihanet etmemiş olursunuz. Aksi hak ihlali değilse, en hafif tabiriyle seçmenin iradesine sadakatsizliktir.
Cemil Tugay aslında bu sadakatsizliğin arkasındaki niyeti de açıkça itiraf etmiş, ‘Türkiye zaten AKP tarafından yönetiliyor’ demiş. 24 yıllık İzmir hikayesini hiç anlamadığını, ‘muhalif’ olmanın ne demek olduğunu bilmediğini göstermiş. Ancak bir yandan da geçtiği partinin kendi kusurlarını kapatacağı umuduna kapılmış. Rakamlar ise bunun hiç de kolay olmadığını söylüyor.
Bayetav’ın 2026 Yaz Barometresi, İzmir Büyükşehir Belediyesi hizmetlerinden memnun olmayanların oranının yüzde 59’a yükseldiğini, Cemil Tugay’a güvenenlerin oranının ise yüzde 16,3’e düştüğünü gösteriyor. Yani İzmirli bu transferden önce, onun İzmir ruhunu taşımadığını görmüş.
Madem öyle soruyorum, her şey bu kadar güllük gülistanlık ise AKP’ye geçmeye ne gerek vardı? Bu sorunun cevabını veremeyeceğini biliyorum. Ama itham ve iddialarıyla ilgili bazı cevapları İzmirlilere, çalışma arkadaşlarıma borç biliyorum.
Bütçe meselesi ile başlayalım. Mayıs 2026 meclis konuşmasında AKP Grup Başkan Vekili Hakan Yıldız’ın açıkladığı üzere vergi ve SGK borçları dahil Mart 2019’da belediyeyi 590 milyon dolar borçla teslim almıştım. Tüm krizlere, depreme, pandemiye rağmen yaptığımız onlarca yatırımla 640 milyon dolar borçla Nisan 2024’te devrettim. Cemil Tugay yönetimindeki 2 yıl sonunda ise belediyenin borcu şimdiden 1 milyar 200 milyon dolar olmuş.
Yeri gelmişken, personel giderleri ve personel hizmet alımlarının toplam bütçeye oranı 2024 başında yüzde 26,18 iken, bu oran 2025 yılında yüzde 25,57 olmuş. Tüm bu işten çıkarmaların, İzmirliyle belediye emekçilerinin karşı karşıya gelmesinin sonucu işte yüzde 0,6’lık fark içinmiş.
144 projeyle vaatlerimin yüzde 87’sini gerçekleştirmiş, üzerine 15 proje eklemiş olarak 5 yılı tamamladım. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde 2023 yılı bütçesi yüzde 116 gelir ve yüzde 98 gider gerçekleşmesine ulaşırken, 2025 yılında bu oranların sırasıyla yüzde 87 ve yüzde 85’e gerilemesi, önceki döneme kıyasla mevcut yönetimin bütçe öngörüleri ile harcama planlarını gerçekleştirmekte sapmalar yaşadığını rakamlarla ortaya koymaktadır. Dolayısıyla plansız programsız olan varsa bu benim dönemim değildir.
“İZMİR’E NE YAPILDI?”
Yaptığımız onlarca icraatı, devrim niteliğinde projeyi bu yazıda anlatacak değilim. Maksimum çalışma potansiyelimi kullandım, kendi biyolojik sınırlarımı zorlayarak çalıştım, dolayısıyla vicdanım rahat. Sürekli benim dönemimi kötülemenin, hala nedenini anlayamasam da onun bitmek bilmez düşmanlığından kaynaklandığını biliyorum.
Peki son 2,5 yılda İzmir’de ne yapıldı? Kordon’a duvar, alıp kullanmadığınız deniz taksiler ve tuktuk’lar dışında 2,5 yıl İzmir için ne yaptınız? Tabii ismini değiştirerek mevcuttakileri devam ettirdiğiniz, kapattığınız, durdurduğunuz, eksik evraklarla şikâyet ettiğiniz işler dışında. Yanlış hayat doğru yaşanmıyor. Fakat İzmir çaresizliğe ve yanlışa mahkum değildir. İzmir Büyükşehir Meclisi’nin sorumluluğu bir kat daha artmıştır. Bu makus talihi değiştirmek artık yine İzmir’in oylarıyla seçilen haysiyetli meclis üyelerinin omuzlarındadır. İzmir, umutla her birinin ‘İzmir duruşu’na göstereceği saygıyı ve şehirlerine duydukları sorumluluğu görmeyi bekleyecektir.”





