
Mühendis Paul Turnbull durumu şöyle özetliyor: “BorgWarner adı her yerde. Bu bir BYD güç aktarma sistemi, ancak tedarikçinin BorgWarner olduğu açıkça görülüyor.”
Motorun genel tasarımından oldukça etkilenen mühendisler, ünitenin Batı standartlarındaki otomobil
-
“Çin pazarında su soğutma son derece uygun maliyetli bir yöntem. Ancak bu tasarımın dezavantajı, rotorun soğutulmasının imkansız oluşu. Normal şartlar altında soğutulmayan bir rotor zamanla paslanır ve bu durum mıknatıslar üzerindeki baskıyı artırır.”

BYD’nin bu riskli görünen teknolojik yaklaşımı başarıyla uygulayabilmesinin arkasında ise disprosyum ve terbiyum gibi nadir toprak metalleri yatıyor. Bu değerli malzemeler mıknatısların içine entegre edilerek motor yüksek sıcaklıklara dayanıklı hale getiriliyor. Böylece rotorlar için pahalı yağ soğutma sistemlerine olan ihtiyaç ortadan kalkıyor.
Ayrıca, birden fazla bağımsız bileşen yerine büyük boyutlu dökme alüminyum parçaların tercih edilmesi üretim maliyetlerini ciddi oranda düşürüyor. Turnbull, “Bu, sunduğu güce kıyasla şimdiye kadar karşılaştığımız en ucuz güç ünitesi olabilir,” ifadelerini kullanıyor.
Sonuç olarak BYD; Amerikan devi BorgWarner’ın teknik bilgi birikimini (know-how), Çin’in üretim koşulları ile Japonya ve Avrupa gibi bölgelerdeki rakiplerine kıyasla çok daha erişilebilir olan ucuz hammadde avantajıyla birleştirmeyi başardı. Şirket bu sayede, hem teknolojik olarak gelişmiş hem de son derece düşük maliyetli bir elektrik motorunu pazara sunarak küresel çaptaki başarısını pekiştirdi.





